Kaset, üzerinde bir iade adresi olmadan geldi. Etiketi olgunlaşmamış bir çağla rengindeydi ve üzerinde siyah mürekkeple çizilmiş yalnızca üç boş kutu vardı. Başlık yoktu. Tarih yoktu. Arka yüzünde de hiçbir şey yoktu.
Mara onu sabah postasıyla hiç sipariş etmediği bir gazetenin arasında buldu. Kaseti mutfak penceresine doğru kaldırdı. İçindeki bant başa sarılmıştı; kahverengi şerit, çizik plastik kutunun ardında kusursuzca hareketsizdi.
A Yüzü
Eski kayıt cihazı önce direndi. Mekanizma sonunda kaseti kavradığında odayı boş bir bandın basıncı doldurdu: yumuşak bir hışırtı, uzaktaki bir motor ve dar bir borudan geçen havaya benzeyen bir ses.
Bir kadın ilk sayıyı fısıldadı. Mara'nın onu yazmasına yetecek kadar uzun bir sessizlik oldu. Ardından ikinci, sonra üçüncü sayı geldi. Her biri korkusuz ve telaşsız, sanki sesin dünyadaki bütün zamana sahipmiş gibi özenle söylenmişti.
On dört. Seksen yedi. Otuz bir.
Üçüncü sayıdan sonra bant yeniden parazite döndü. Mara kaydı durdurmadı. İki dakika sonra kadın bir kez daha, bu defa daha alçak sesle konuştu: başka bir sayı değil, Mara'nın adı.
İkinci dinleyiş
Kaseti başa sardı ve erkek kardeşini aradı. Mara kaydı baştan oynatırken kardeşi telefondan dinledi. Hışırtı geri geldi. Sessizlikler geri geldi. Fakat sayılar farklıydı.
Kardeşi yalnızca ilk iki sayıyı duydu. Üçüncü sayıdan önce telefon bağlantısı kesildi. Mara kasette, fısıltının altında, kardeşinin telefonunun birkaç saniye sonra çıkaracağı kapanma sesini duydu.
Bandı durdurdu. Bir dakikadan uzun süredir dinliyor olmalarına rağmen kayıt cihazının sayacı 009'u gösteriyordu. Çıkarma düğmesine bastığında kapak açılmadı.
Üç boş kutu
Akşama doğru etiketin üzerindeki kutulardan biri koyu bir lekeyle kendi kendine dolmuştu. Mara kayıt cihazını antredeki dolaba koydu ve bunu yaparken kendinden utansa da kapının koluna bir sandalye dayadı.
Gece 03.14'te mekanizma kendiliğinden çalıştı. Fısıltı dolabın kapağından geçip koridor boyunca berrak biçimde ilerledi. Bir sayı söyledi. Ardından bir tane daha. Mara üçüncüsünü beklemedi.
Ertesi sabah kaset kaybolmuştu. Mutfak masasının üzerinde, sipariş etmediği gazete duruyordu. Tarihin altına üç küçük kutu çizilmişti. İkisi siyahtı. Sonuncusu hâlâ boştu.
